» Sevgililer Günü Nedir ? Ne Zaman Başladı ?



Sevgililer Günü'nün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanıyor. Eski Roma'da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno'ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu. Bu bayram, halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler, sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı'nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar, isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Erkekler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu. İmparator 2. Claudius, Roma'yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem, ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden, Roma'daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentine de Claudius'un hükümdarlığı zamanında Roma'da yaşayan bir papazdı. Kend...

Devamını Oku

» Bilimsel Olarak Aşk Neden Olur ?



İşte bu sorunun yanıtı biraz karmaşık. Çünkü bu süreçte hem biyolojik hem de psikolojik mekanizmalar devreye giriyor. Aşkın, karşınızdaki birine bir çekim hissetmekle başladığını var sayarsak, araştırmacılar bu çekimi, “feromon”larla açıklıyor. Feromonlar... Her ne kadar bugüne kadar yapılmış olan araştırmalar, insanlarda feromonların gerçekten de var olup olmadığı konusunda kesin sonuçlara varmış olmasa da, özellikle kadınların koltukaltlarından yaydıkları salgı, insanlardaki feromon varlığına en güçlü kanıt olarak gösteriliyor. Bununla beraber, feromonlar insan türünde varlık göstersin ya da göstermesin birine karşı “çekim” hissetmemizde sosyal ve çevresel etmenlerin, genetik kodun ve kimleri fiziksel ya da duygusal bulacağımıza dair geçmiş deneyimlerimizin etkilerini yadırgamamız mümkün değil. Örneğin, koku duyusu sayesinde kendi genetik bilgilerimizle en uygun kombinasyonu yapabileceğimiz eşe karşı duygusal bir çekim hissedebileceğimiz var sayımlar arasında.  Peki, çekim olayı gerçekleştikten sonra devreye hangi mekanizmalar giriyor? Tabii ki, beynin salgısını tetiklediği kimyasallar. Bu adrenalin türevi kimyasallardan feniletilamin (PEA) sinir hücreleri ile dopamin ve norepinefrin arasındaki bilgi akışını hızlandırıyor. Dopamin iyi hissetmemize yol açıyor. Norepinefrin ise adrenalinin salgısını tetikliyor. Tüm bu kimyasallar, hoşlandığımız kişiyi gördüğümüzde niçin yüzümüzün kızarıp, kalbimizin hızlı attığını da açıklıyor.  Aşktaki bu tutkulu dönem atlatıldıktan sonra, iki cins birbirine şefkat ve sevgi geliştirmeye başlıyor. İşte bu aşamada adı geçen kimyasal: “oxytosin”. Bu hormon, erkekle kadını sakin ve birbirlerinin hislerine daha duyarlı bir duruma getir...

Devamını Oku



Tuhaf Bilgiler Kütüphanesi

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.